Kentin Kadın Muhtarları Burcu Ballıktaş


Kadın dosyamızda bu ay da kent muhtarlarından bahsedelim dedik. Ankara’daki 47 mahalle muhtarından 26’sı Çankaya, 8’i Mamak bölgesinde görev yapıyor. Bunlardan üçünü Solfasol adına ziyaret ettik. Sokullu Mehmet Paşa Mahallesi Muhtarı Fatma Taner Ege, General Zeki Doğan Mahallesi Muhtarı Nurhayat Farımaz ve Güzeltepe Mahallesi Muhtarı Nurten İşçi’yle aday olma hikayelerinden mahallenin sorunlarına, kadın muhtar olmanın zorluklarından aldıkları tepkilere kadar birçok konuda sohbet ettik. Görüşmelerin hem Solfasol’u tanıtmak hem de yereldeki sorunlara ilişkin bilgi edinmek açısından oldukça yararlı geçtiğini belirtmeliyim. Bu ziyaretlerin yaygınlaşması ve çoğalması dileğiyle…

SOKULLU’DA KADIN EL EMEĞİ PAZARI

Fatma Taner Ege emekli öğretmen. 1976’dan beri oturduğu Sokullu Mehmet Paşa Mahallesi’nde üç dönemdir muhtarlık görevini yürütüyor. Son seçimlerde “Koskoca mahalleyi bir kadından kurtaramadınız” denildiği kulağına geldiğinde çok üzülmüş, tepki duymuş. Ama “Mahallelim beni kabullendi” diyor. En büyük desteği de eşinden aldığını belirtmeden edemiyor.

2000 yılında mahalle meclisi kurmuş Fatma Taner ve o dönem Hürriyet’ten gelen bir muhabir haberine “Mahallede Devrim” diye başlık atınca, onun için epey sorun olduğunu anlatıyor. Yeni yasalarla belediyeler nezdinde kent konseylerinin kurulması gerekince hemen diğer mahallelerdeki arkadaşlarıyla kolları sıvayıp Sokullu Semt Meclisi’ni oluşturmuşlar. Şu an başkanlığı kendisi yürütüyor. Sokullu’da bir Kadın El Emeği Pazarı’nı açmışlar. “Havalar soğuduğu için insanlar pek gelemiyor artık. Baharda tekrar canlandıracağız” diyor.

Mahalleliyle birlikte ilk ciddi mücadelesini baz istasyonuna karşı vermiş. Dört ay sürdürdükleri mücadeleyi kazanmışlar ve baz istasyonunu kurdurmamışlar. En son olarak da mahallenin ciddi bir ulaşım sorunuyla uğraşmaktalar. Büyükşehir belediyesinden şikayetçi: “Otobüslerimizi kaldırdılar. Salkımsöğüt ve Ahmet Haşim sokaklarının bulvara çıkışını kapattılar. Çetin Emeç bulvarının hemen altına o kapattığı sokak da dahil Ahmet Haşim’in hemen altına bir stadyum yapılıyor. Verdiğim dilekçeyle önerimi sundum, bir alt ya da üst geçit ya da göbek yapmalarını istedim. Aynen kabul etmişler ama ya zaman? İki aydır yollar kapalı” diyerek mahallelinin mağdur edildiğini belirtiyor.

GENERAL ZEKİ DOĞAN’DA SIĞINMA EVİ TAMAM

İkinci durağımız Mamak General Zeki Doğan mahallesi. Adaylık sürecinde kadınlara ve emekçilere dönük bir çalışma yürüten Nurhayat Farımaz muhtarlığı süresince iki konunun üzerinde durmuş: kreş ve sığınma evi. Sonuçta mahalledeki kadınlarla birlikte terk edilmiş bir kreşi açtırmayı başarmışlar. “Biz 10 kadın basın açıklaması yaparken 40 polis vardı. Belki şimdi en az 4 polis çocuğunu o kreşe gönderiyor” diyor.

“Mamak şiddet gören kadınların çok olduğu bir yer” diye vurguluyor ki zaten bunun üzerinde ne kadar durduğu ofisin genel görünümünden de anlaşılıyor. Duvarlarda asılı duyuru ve afişlerde şiddete uğrayan kadınların yardım alabileceği kurumların telefon numaraları yazılı.

“Kadın şiddet görmüş, ölüm korkusuyla geliyor. Ne yapabilirim? Ancak sığınma evine yönlendirebilirim. Sığınma evi yoktu önceden.” O yüzden gittiği bütün platformlarda bu talebi dillendirmiş Farımaz, milletvekillerine kadar götürmüş meseleyi ve sonunda belediye bünyesinde üç ay önce bir sığınma evi açılmış.

Muhtarlık çalışmalarını mahalle sakinleriyle birlikte yürütmek için altı komisyon kurmuşlar. Bunlardan en aktifi Kadın Komisyonu. Kürtaj yasağına dair çalışmalar yapmışlar ayrıca her 8 Mart ve 25 Kasım’larda çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Zaman zaman “Hep kadınlara yönelik çalışmalar” var şeklinde tepkiler alsa da orada bulunduğumuz sürece görüşmemizi bölen hikayeleriyle o kadar çok kadın uğruyor ki muhtarlığa… Belli ki mahallenin buna ihtiyacı var.

Farımaz’ın şu sözleri de doğruluyor bu kanımızı: “Öldürülme korkusuyla yaşayan şu anda 5 tane kadın var iletişimde olduğum. Aramadığım yer kalmadı. Herkes sığınma evine gidecek diye bir şey yok. O diyor ki, ben çalışıyorum sığınma evine gitmek istemiyorum. Çocuklarımla, ailemle yaşamak istiyorum. O zaman bu adama bir ceza olmalı. 8 kere uzaklaştırması var ama içeri almıyorlar. Aile ve sosyal politikalar bakanlığını bile aramışlar. Kim için yapılıyor yasalar? Kimler yaşasın diye yapılıyor?”

Bir baz istasyonuna karşı mücadele hikayesi de General Zeki Doğan’da var. Onlar da tüm mahalleli kenetlenip kurdurmamayı başarmışlar. Son zamanların en mühim sorunların başındaysa sokak lambalarının yetersizliği ve yanmaması geliyor. “Ben bütün toplantılarda aydınlık sokaklar istiyorum. Milletvekillerinin bakanların olduğu toplantılarda da bar bar bağırıyorum ‘Aydınlık sokaklar istiyorum” diye. Bir muhtar olarak saat 22’de sokağa çıkamıyorsam bu ülkede hiçbir kadın sokağa çıkamıyordur, değil mi?” diye soruyor.

“MUHTARLIKLAR GENÇLEŞTİRİLMELİ VE KADIN AĞIRLIKLI OLMALI”

“Bütün sokakları şair isimli” Güzeltepe Mahallesi Muhtarı Nurten İşçi mahalle sakiniyken ikametgah almaya geldiği muhtarlıkta halen bilgisayar kullanılmamasını “Alacağım bu görevi senden” diyerek esprili bir yolla eleştirimiş. Derken bu gerçek olmuş! Sahiden de İşçi, teknolojiyi her düzeyde kullanmaya özen gösteren bir muhtar. Kurduğu web sitesinde mahallenin sokakları, okulları, aile hekimleri ve hatta “Tebligatınız var” diye bir uyarı sistemi bile var. Vatandaşa bir tebligat ulaştığında bu uyarı sistemi sayesinde takip edebiliyor.

“Bu bir masa işi değil” diyerek hizmet yerlerinin oturma yerleri olmadığını sık sık vurgulayan İşçi’nin bu anlayışı ne kadar benimsediğini yerinde görme fırsatımız oldu. Görüşme esnasında gelen Enerji-SA ekiplerini bizzat karşılıyor ve gidecekleri sokağa yönlendiriyor. Hayır hayır, tarif etmiyor onlara eşlik ediyor arızanın olduğu sokağa hep birlikte gidiyoruz. Mesele mühim: sokak lambasının asfaltın yüzeyinde kalan kabloları içeri alınacak.

Diğer muhtarlarla görüştüğümüzde de öne çıkan sorunlardan bahsediyor İşçi. Ofisin kırtasiye, telefon, elekrik, internet vb tüm masrafları kendilerine ait ve yapılan ödenek oldukça kısıtlı. “Biz de seçilmişiz ama maddi olarak çok zayıf muhtarlıklar. Oysa tüm sorumluluklar sizde. Lambası yanmayan bize gelir, evini böcek basan bize gelir, ayrılan boşanan bize gelir..”


“Biz de size geldik” diyoruz


Ona göre muhtarlıklar yerel yönetimlere bağlanmalı, muhakkak gençleştirilmeli ve kadın ağırlıklı olmalı ki herkes rahatça işbirliği yapabilsin. Kadın olmanın mahallelinin her tür sorununu paylaşmada bir avantaj olduğunu düşünüyor.

Adrese dayalı sisteme geçilmesiyle muhtarlıkların gereksizleştiği gibi bir tartışma olduğunu hatırlatıyoruz, bu sistemi olumlu görüyor ama “Muhtarlıkların kaldırılması değil değiştirilmesi lazım. Bizler hizmet yeriyiz, o zaman belediye gibi çalışacağız. Biz burada mahallelerimize hakimiz. Fuzuli makamlar kaldırılsa çok daha iyi olur.” diye eklemeden de geçemiyor. Çünkü “Bir belediye başkanı, vali ya da kaymakamın kimsenin evinin içine giremez.” Bu yüzden yereldeki sorunlara hakim olan muhtarlıklar belediyeye bağlanmalı ve daha fazla inisiyatifli kılınmalı. Çoğu kimse bu “inisiyatifi” para karşılığında belge vermek olarak algıladığından muhtarlığın gereksiz bir kurum olduğunu düşünüyor. Ancak bu kadar hayatın içinde bir kurumun daha işlevsel hale getirilmesi mümkün değil mi acaba?